28-02-2019         46

Ticari uyuşmazlıklarda arabulucuların hukukçu olma şartı kaldırılmalı

-

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Adalet Bakanlığı’nın birlikte düzenlediği ‘Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Sempozyumu’ Ankara’da TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 81 İl’deki Odalarda Tahkim ve Arabuluculuk Merkezleri açmaya başladıklarına vurgu yaparak, “Hiçbir ön yargım olmadan, şunu ifade etmek isterim ki, öncelikle ticari uyuşmazlıklarda arabulucuların hukukçu olma şartı kaldırılmalıdır. İki tarafı tacir olan bir uyuşmazlıklarda tacir ve sanayicilerimiz ve iktisat-finans gibi alanlarda uzmanlaşmış profesyonellerimiz de arabulucu olabilmelidir. Böylece oda ve borsalarımız ticari arabuluculuk konusunda kurumsal olarak daha aktif bir rol üstlenebilecektir” dedi.​

Hisarcıklıoğlu, yeni arabuluculuk sistemi başarılı bir şekilde hayata geçirildikten sonra, burada çözülemeyen uyuşmazlıkların ilk derece mahkemelere yönlendirilmesi yerine tahkime götürülmesi şeklinde bir mekanizmanın da tasarlanabileceğini söyledi.

 

TOBB Başkanı, işçi-işveren anlaşmazlıklarında uygulanan zorunlu arabuluculuk sayesinde tarafların yüzde 70 anlaştığını bildirdi. Adalet Bakanlığının çalışma ve destekleriyle tahkim ve arabuluculuk gibi yargıdaki iş yükünü azaltacak yöntemlerin Türkiye'de de devreye girmeye başladığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının da uzun yıllardır beklediği bu adımların adaletin zamanında ve doğru tecelli etmesini sağlayacak yöntemler olduğunu dile getirdi.

 

Hisarcıklıoğlu, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu hale getirilen arabuluculuk sisteminin ülke genelinde ve iş dünyasında yaygınlaşması için gayret sarf ettiklerini vurgularken, arabuluculuk sayesinde tarafların zaman kaybından ve maddi anlamda yıpratıcı süreçlerden kurtulduğunu anlattı. Hisarcıklıoğlu, "Arabuluculuk bir kazan-kazan yöntemidir, toplumsal barışa da katkı sağlar. Duruşmalarda ticari sırlar ortaya çıkabilir ama arabuluculuk sisteminde bilgiler gizli kalır." diye konuştu.

 

- İşverenlere bu yönetimi kullanın çağrısı

 

Hisarcıklıoğlu, bütün işverenlere bu yöntemleri kullanmaları tavsiyesinde bulunduklarını belirterek, iki tarafı da tacir olan bir uyuşmazlığın TOBB çatısı altında oda ve borsalarla birlikte kurulabilecek sistemle çözülebileceğini ifade etti.

 

Sistemin daha sağlıklı işleyebilmesi için önerilerde bulunan Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:

 

"Bu yöntemin daha da etkin kullanılmasını sağlamak için ticari uyuşmazlıklarda arabulucuların hukukçu olma şartı kaldırılmalıdır. İki tarafı tacir olan uyuşmazlıklarda tacir ve sanayicilerimiz ile iktisat, finans gibi alanlarda uzmanlaşmış profesyonellerimiz de arabulucu olabilmeli. Böylece oda ve borsalarımız ticari arabuluculuk konusunda kurumsal olarak daha aktif bir rol üstlenebilir. Ahilik geleneğimizde de uyuşmazlıkların ahiler tarafından çözülmesi vardır."

 

- "Adalet güçlüyse ekonomi de güçlü olur"

 

İstanbul Tahkim Merkezinin kurulmasıyla kentin tüm coğrafyanın tahkim merkezi haline gelebileceğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, yakın zamanda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde bir "Arabuluculuk Merkezi"ni iş dünyasının hizmetine sunacaklarını, kendilerine rol verilmesi halinde ticari uyuşmazlıklarda alternatif uyuşmazlık yöntemlerinin geliştirilmesi için daha kapsamlı altyapılar kurmaya hazır olduklarını bildirdi.

 

Hisarcıklıoğlu, hukuk sisteminin sağlıklı hale getirilmesinin ekonomi için de önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Adalet ve güven duygusu güçlüyse o ülkenin ekonomisi de güçlü olur. Türk özel sektörü olarak, yargı sistemini güçlendirecek, kapasitesini ve etkinliğini artıracak her düzenlemeyi destekledik ve destekliyoruz."

 

 

-Adalet Bakanı Abdulhamit Gül

 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de konuşmasında, "Arabuluculuk, daha az masraf demektir. Arabuluculuk, barışçıl çözüm demektir. Arabuluculuk, adaleti en kısa sürede tesis etmektir. Toplumun sorun çözme kapasitesini geliştiren bu tür alternatif yöntemler, giderek artan bir ilgi görmektedir" ifadesini kullandı.

Arabuluculuğun, uyuşmazlığı derinleştirmeden çözmenin bir yolu olduğunu belirten Gül, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda getirilen arabuluculuk uygulamasının, 1 Ocak itibarıyla ticari uyuşmazlıklarda da geçerli olduğunu anımsattı.

 

Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği klasik dava yolunun aksine, arabuluculuğun her iki tarafın da kazandığı bir sistem olduğunu vurgulayan Gül, "Arabuluculuk, daha az masraf demektir. Arabuluculuk, barışçıl çözüm demektir. Arabuluculuk, adaleti en kısa sürede tesis etmektir. Toplumun sorun çözme kapasitesini geliştiren bu tür alternatif yöntemler, giderek artan bir ilgi görmektedir." diye konuştu.

Çağdaş hukuk sistemlerinin tamamının, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının üzerinde dikkatle durduğuna dikkati çeken Gül, şunları kaydetti:

 

"Burada 'alternatif' sözü sizi yanıltmasın. Adaletin alternatifi yoktur. Adında alternatif sıfatı yer alsa bile, bütün bu usuller, mevcut kurumsal mekanizmaları tamamlayan yöntemlerdir. İhtilafların çözümünde mahkemeler olmazsa olmazdır. Bir ihtilaf çıktığında yine son sözü söyleyecek olan mahkemelerdir. Klasik dava ve hak arama yolları gereklidir ama asla yeterli değildir. Sosyal ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak ihtilafların çeşitlendiği, sayısal olarak arttığı bir çağda, çözümü de çeşitlendirmek, adalete giden yolları artırıp genişletmek büyük önemdedir. Üstelik, bir ihtilafın mahkemeye taşınmadan, hızlı ve adil çözümündeki sosyal yarar, mahkemelerimizin iş yükünü hafifletmekten çok daha büyük, çok daha değerlidir."

 

- "Tercihimizi kolaylaştırmaktan yana koyuyoruz"

 

Bir kahvenin kırk yıl hatırını gözeten kültüre sahip olarak, ihtilafları dostane bir zeminde hal yoluna koymayı önemsediklerini ifade eden Gül, "Bu yaklaşım, pratik düşünen, hızlı ve çözüm odaklı hareket eden iş dünyası için daha da anlamlıdır. Ekonominin belirsizliğe tahammülü yoktur. İhtilafları derinleştirme, çözümsüz biçimde sürdürme lüksü de yoktur. Hukuki belirsizlik, ekonomik belirsizliği doğurur. Bir ülkede hukuk ne kadar güçlüyse ekonomi o kadar güçlüdür. Hukuk ve ekonomi birbirini tamamlayan ve birbirine destek olan çok değerli unsurlardır. Hukukun güvence fonksiyonu işte bu noktada anlam kazanır." dedi.